Türkce

Türkçe- Ders 10

(traducida de la lección en inglés de la Universidad de Arizona)

 

İstasyonda

Diálogo: İstasyonda

 

Ayşe: Merhaba, Ankara'ya gitmek istiyorum. Acaba hangi saatlerde tren var?

Memur: Merhaba efendim. Sabah treni saat yedi buçukta ve akşam treni saad dokuzda. Hangi gün gitmek istiyorsunuz?

Ayşe: Bu cumartesi sabahı. Acaba yer var mı?

Memur: Çok üzgünüm ama bu cumartesi sabahı trende hiç yer yok.

Ayşe: Öyle mi? Çok kötü. Peki, pazar günü için hiç yer var mı?

Memur: Evet, var.

Ayşe: Harika. Sabah treni için bir bilet, lütfen.

Memur: Tabii efendim. Buyrun bu biletiniz, bu da paranızın üstü.

Ayşe: Çok teşekkür ederim.

Memur: Birşey değil efendim.

 

 

Diálogo: Saat kaç?

Oktay: Ayşe, geç kalıyoruz. Sinemaya geç kalmak istemiyorum.

Ayşe: Tamam, hazırlanıyorum. Saat kaç, Oktay?

Oktay: Saat üçü beş geçiyor ve film saat dört buçukta başlıyor.

Ayşe: Saay dörde çeyrek kala evden çıkabiliriz. Ahmet de geliyor mu?

Oktay: Hayır, Ahmet sinemaya gelemiyor ama bu akşam partiye gelebilir.

Ayşe: Parti saat kaçta başlıyor?

Oktay: Saat yedide. Hadi Ayşe, çabuk ol. Geç kalıyoruz.

 

Texto: Haftanın günleri

Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma, Cumartesi, Pazar.

 

 

Texto: Saatler

7.00 Saat yedi

7.10 Saat yediyi on geçiyor

7.15 Saat yediyi çeyrek geçiyor

3.30 Saat üç buçuk

8.50 Saat dokuza on var

1.45 Saat ikiye çeyrek var

12.30 Saat yarım

 

 

Vocabulario:

İstasyon- Estación.

Hangi- Cual.

Saat- Hora.

Sabah- Mañana.

Akşam- Tarde.

Cumartesi- Sábado.

Yer- Asiento.

Çok üzgünüm- Lo siento mucho.

Hiç- Ningún, nada.

Yok- No hay.

Pazar- Domingo.

İçin- Para (con acusativo).

Harika- Bien, maravilloso (exclamación).

Bilet- Billete, ticket.

Lütfen- Por favor.

Buyrun- He aquí.

Tabii- Claro, naturalmente, por descontado.

Para- Dinero.

Üst- Debajo (hablando de dinero, la vuelta).

Geç kalmak- Tardar.

Sinema- Cine.

Tamam- De acuerdo, vale.

Hazırlanmak- Prepararse.

Başlamak- Comenzar.

Çıkmak- Salir.

Parti- Fiesta.

Hadi- Vamos (exclamación)

Çabuk ol- Date prisa.

Hafta- Semana.

Pazartesi- Lunes.

Salı- Martes.

Çarşamba- Miercoles.

Perşembe- Jueves.

Cuma- Viernes.

Cumartesi- Sábado.

Pazar- Domingo

Kaç- Cuanto.

 

Gramática:

 

-Para preguntar la hora en turco se emplea la palabra "saat" (hora) más el interrogativo "kaç" (cuanto). Para contestar a esta pregunta, se dice lo siguiente:

*-Si es una hora en punto: saat+la hora. Por ejemplo: Saat yedi (las siete)

*-Si es una hora que pasa de la hora en punto pero no llega a y media, se dice saat+la hora (en acusativo)+los minutos+geçiyor (forma presente del verbo geçmek, "pasar"); Saat yediyi on geçiyor (la siete y diez).

*-Si es una hora que pasa de la media hora, se dice: saat+la siguiente hora (en dativo)+el minuto+var; Saat dokuza on var (las ocho y cincuenta, literalmente "hay diez minutos para las nueve")

*-Para las medias horas y los cuartos de hora, ya hay palabras propias. Para la media hora se emplea buçuk (también se puede emplear yarım), se dice; saat+hora+buçuk, por ejemplo; Saat üç buçuk (las tres y media). Para los cuartos de hora se emplea çeyrek, acompañado de geçiyor y la hora en acusativo, o de var y la hora siguiente en dativo, dependiendo de si estamos a y cuarto o a cuarenta y cinco.

 

-El sufijo -abilmek o -ebilmek (derivado del verbo "bilmek" saber) se añade a la raíz de un verbo para hacer la forma potencial (poder+infinitivo); çıkabiliriz (de çıkmak, salir); podemos salir.